HİÇBİR ŞEY YETMEYECEK…
Hiçbir şey yetmeyecek, hiçbir şey kelimelere dökülemeyecek ya da hiçbir şey benim istediğim gibi olmayacak. Bir şeyleri beklemek, bir şeyleri istemek bu hayatta kavuşulacak bir…
Ve bir yıl daha sona eriyor. Geçen her yılın ardından söylenecek çok şey birikiyor içimde. Belki de aynı şeyleri tekrar edip duruyorum. Belki de her yazışımda daha fazla canımı yakıyorum. Ama sonra bu yazdıklarımdan geride başka hiçbir şeyin kalmadığını görüyorum. Şimdi aşağıda sıralayacağım bu öğrenmişliklerimi gelecek yılımda okuduğumda ne hissedeceğim, ne düşüneceğim?
Hayatı tüm iyiliği ya da tüm kötülüğüyle, tüm güzellik ve çirkinliğiyle olduğu gibi kabullenmekten başka çaremiz yok. İyilik kadar kötülük de kaçınılmaz bir gerçekliktir. Hayat, içinde kaybolacağımız sonsuzlukta her şeyi barındıran zıtlıklarla dolu bir evrendir. Her şeyi olduğu gibi kabullenmek büyük bir olgunluk gerektirdiği gibi, büyük bir olgunluk da getirecektir.
Her şey bir seçimdir. Yaradanın bize verdiği akılla herkes kendi yaşamını bilinçli ya da bilinçsiz olarak seçmektedir. Bilinçsizce yaşamak, dünyanın en kötü şeylerinden biridir.
Bu dünyanın en akıllı seçimlerinden biri kötü ve aptal insanlardan uzak durmak, bir insanın kendini nasıl kötü ve aptal olarak yetiştirdiğini anlamaya çalışmaktan vazgeçmek. Buna nedensizce ve boş yere o kadar çok kafa yordum ki… Herkesin belki de hiç anlayamayacağı ayrı bir dünyası varmış.
Büyük bir açgözlülükle her şeyi tüketen insan güruhu arasında, kendi içindeki saf dünyaya yönelmek, yapabileceğin en doğru tercihlerden biri olabilir.
Sizin bir insanı çok sevmenizin bir önemi yok, o da sizin kadar sizi sevmiyorsa eğer. Değer veren taraf yalnızca sizseniz, yaşayacağınız büyük bir acı ve değersizlik duygusu olacaktır. Sevgiyi bilmeyen birine sevgiyle dokunursanız, onun bu dokunuşu sevgi olarak değil de ne olarak yorumlayacağını bilemezsiniz.
Bir insan kendinde ne varsa size ancak onu verebilir, kendinde olmayan bir şeyi size veremez. Sevginin ne olduğunu bilmeyen biri sizi sevemez, değer vermenin ne olduğunu bilmeyen biri size değer veremez. Kötülüğü öğrenen, kötülüğü bilen biri sizi kötülükle karşılayacaktır. Değersizliği öğrenen biri de ancak sizi değersizliğiyle yaralayacaktır. Böyle biri için çırpınmak dünyanın en acı ve en aptalca şeylerinden biridir.
Zaman, boş yere harcanacak bir olgu değildir; bunu yaş aldıkça insan daha iyi anlıyor. Yapamam ya da zamanım yok diye yapmayı ertelediğimiz ya da yapmaktan imtina ettiğimiz her şey için aslında sonsuz zamanımız var. Yeter ki dikkatimizi dağıtacak şeylerden/kişilerden uzak duralım…
Bu dünyanın en kıymetli şeyi, temiz bir kalple çocuk duyarlılığıyla yaşama bakmaktır.
Yaşam, asla bacak arasına sıkıştırılacak hazsal bir yer değil; bunu hayatının merkezine alan basit insanların rezilce yaşamlarından daha iyi görebilirsiniz.
İnsanlar öylesine derinlikten yoksunlar ki, sizi kendileri gibi basit, pasif bir yaşamın içine sürüklemeye çalışırlar. Birçoğu genel algının en doğru olduğunu düşünüp – kendi kararlarını veremeyecek ya da ne istediğini bilemeyecek kadar aptaldır ya – o genelin içinde olmadığı biri olarak eğreti bir hayatın içinde taklit bir hayatla tükenip gider.
Dünyası basit olan birine kendimizi anlatmamız anlamsız ve zordur. Her insan sizi kendi dünyası kadar anlar veya anlamaz.
Farkında olmadan kendimize ne kadar da çok zarar veriyorduk.
Başkalarından sevgi bekleyip aradığı sevgiyi bulamayan bir insan, kendini dünyanın en yalnız insanı hisseder. Sevgisizlik, insanda derin yaralar açar ve insanı mutsuz hissettirir. Ancak hiç kimsenin sevgisine ihtiyacı yoktur insanın. Sevgiyi istemek, beraberinde zayıflıktan başka ne getirir ki?
Bazen size en çok zarar veren en çok kötülük yapan çok sevdiğiniz biri de olabilir…
Ve artık hiçbir şey söylemek istemeyecek kadar yorgun olmak…