EDWARD SAİD’İN “ŞARKİYATÇILIK” ESERİ ÜZERİNE…

1935’te Kudüs’te doğan Hıristiyan Arap bir aileden gelen Edward Said, eğitimine Mısır’da başlamış, ardından Princeton ve Harvard’da devam etmiştir. Bu kitabın ortaya çıkışında hiç kuşkusuz Said’in etnik durumu ve etnik durumundan ötürü eğitimi süresince Ortadoğu’daki ötekilik algısıyla sürtüşmesi ve kendi yaşantısındaki gözlemleri önem teşkil etmektedir. Bu yüzden Said’in etnik durumunu belirterek bir giriş yapmak istedim ki bu kitabın ortaya çıkışında öznel durumunun etkisi anlaşılsın. Şarkiyatçılık kitabının giriş bölümünde, zaten ‘şarklılık’ bilincinin kaynağına kendisi de değinmektedir. Ayrıca 1970’lerdeki Arap-İsrail ve Vietnam savaşları, onun politik bakış açısının seyri açısından belirleyici olmuştur. Bu durum da kitabın vücut bulmasında ve Said’in bakış açısının şekillenmesinde etkilidir.

Şarkiyatçılık, kısaca Doğu hakkında çalışan ve araştırmalar yapan kişilerin yaptığı bir akademik alan olarak görülür. Edward Said’in en önemli eseri olan Şarkiyatçılık aracılığıyla en temelde Batı politikasının ne denli algı oluşturmaya dair olduğunu – her ne kadar bazı dengeler değişse de- hatta Batı’nın hâlâ buna devam ettiğini apaçık görmekteyiz. Kitabın giriş kısmında yer alan “Onlar kendilerini temsil edemezler, temsil edilmeleri gerekir” Marx’a ait bu söz her şeyi özetler gibidir. Said de bu eserinde kendini temsil edemeyen Doğu’nun Batı’nın temsilinde tarih boyunca nelerle karşılaştığını ve bu temsil boyunca ne gibi değişimler geçirdiğini farklı yazarlardan örneklerle açıklar.

Said’e göre Batı, bilgi-iktidar ilişkisiyle kendini tanımlamak adına hayalî bir Doğu üretmiştir. “Ben” ve “öteki” ayrımıyla merkeze kendisini koyan Batı, aslında konunun nesnesi iken kendini özne konumuna getirip Şarkiyatçılığı bu minvalde anlamlaştırmıştır. Doğal olarak Şarkiyatçılık anlamlandırmaları özden yoksun açıklamalar olmuştur. Ancak, özünü bilen kendini daha iyi açıklayabilir; kendisi olmayan bir öge, kendisi olmayan bir kendisini ne kadar açıklayabilir, bu tartışılabilir. Bu noktada Doğu’nun daha doğru aktarılması ve anlaşılması için Doğu’nun birinci ağızdan kendisini anlatması gerekirdi.

Batı, içerden değil dışardan bir bakışla ve objektiflikten uzak bir yaklaşımla Şark’ı anlamaya çalışıp bu şekilde yorumlar getirmiş; Batı’nın Şarkı anlamaya çalışması aslında yine kendi bencil dünyasını tatmin etmek, güçlü dünyasının ispatı için var olmuştur. Şarkın zavallılığı, geriliği karşısında Batı, kibirli bir tutumla sakallarını sıvazlıyor; Şark’ı ne yazık ki kendi algısıyla var ediyor ve hakikatten ya da özden uzak okumalar meydana getiriyor.

Batı, kendi kimliğini ve gücünü Şark ile olan ilişkisi üzerinden inşa eder. Şarkiyatçılık sadece bir yalanlar bütünü değil, aynı zamanda sistematik olarak inşa edilmiş bir anlayıştır. Bu sayede, Şarkiyatçılık Batı’nın Şark’a dair düşüncelerini oluşturarak bu iktidar ilişkilerini normalleştirir. Şarkiyatçılığın incelenmesi, yalnızca Şark’la ilgili değil, Batı’nın da durumu hakkında bilgi verir. Çünkü mevcut Batı iktidar ilişkileri, başka tür bir tasvirin oluşturulmasına müsaade etmez.

Said’e göre Batı, tarih boyunca olumsuz bir Doğu var etmiş ve bu bakış birçok alanda kendini göstermiştir. Meydana getirilen şarkiyat çalışmaları da Batının Doğu üzerindeki hegemonya çalışmaları örneğinden başka bir şey değildir. Şarkiyatçılık, temel olarak bunu dile getirirken bencil, çıkarcı, sömürü dolu bir Batı anlayışı, inançtan uzaklaştıkça bu özelliklerinin dozunu arttırmıştır.

Batı, aklı sayesinde en ileri insanlık aşamasını temsil etmekte, aklını kullanma yeteneğinden yoksun olan Doğu’nun bu gelişmeleri kendi başına gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını savunmaktadır. Batı, tembellik ve geri kalmışlık gibi kavramlarla tanımlanan Doğu üzerinde vesayet hakkına sahip olduğunu düşünmüş; 19. yüzyıldan sonra sömürge ve işgal çabalarıyla bunu ispatlamıştır. Ancak değişen dünya düzeni sayesinde zamanla Şark’a dair bilgiler değişmiş, Şark’a bakış açısı edebi eserlerle birlikte yenilenmiştir. Uzaktan bir bakışla algılanmaya çalışılan Şark, öznel tecrübeler sayesinde somut anlamda Şark’ın dünyasında yaşayan bazı Batılı kalemler sayesinde anlatılanların doğru olmadığı ortaya konulmuş, bir Doğu’yu anlama ve daha önce bilinenlerin yanlışlığı bunalımıyla birlikte daha objektif olunmaya başlanmıştır. Eserde her ne kadar Said, bunu ortaya koysa da geçmişte olduğu gibi günümüzde de Şarkiyatçılık’ı Batı’nın Doğu üzerindeki egemenlik stratejilerini gösteren bir yaklaşım olarak tanımlar. Sonuçta haklı olarak hâlâ egemen güç Batı’dır.

Edward Said, bu eserinde Şarkiyatçılığı ideolojik olarak incelerken açık ve örtük Şarkiyatçılık ayrımını da yapar. Örtük Şarkiyatçılık, açık Şarkiyatçılığın tersine, bütün bir Şark külliyatının bilinçaltındaki varsayımlardır. Bu varsayımlar, birbirini tekrar eden tutarlılıklarla Şarkiyatçı metinleri birleştirir ve Doğu’ya dair basmakalıp yargılar oluşturur. Bu nedenle, bu varsayımlar Batı’nın bilinçaltını yansıtır ve Batı’nın kendini üretme sürecinin bir parçasıdır. Açık Şarkiyatçılıkta doğu, sistemli bir şekilde öğrenme ve keşif nesnesidir; örtük Şarkiyatçılıkta ise herkesin kolayca üretebileceği “hayal, imge, sözcük dağarcığı” alanı olarak karşımıza çıkar. Her iki türün üretim mekanizmaları aynıdır: Batı’daki üniversiteler, meslek dernekleri, keşif ve coğrafya kuruluşları ve yayınevleridir. Bu mekanizmalara malzeme toplayanlar “saygın” araştırmacılar, ozanlar ve seyyahlardır.

Şarkiyatçılık, Batılı bir otorite kurmanın ve Doğu’yu yönetmenin bir yoludur. Said’e göre, şarkiyatçılık gerçekte siyasetin bir tasavvurudur. Batı, güçlü kültürü sayesinde özgürlüğe sahip olmanın ayrıcalığına sahipken, Şark her zaman ikincil kalmış ve özgürlüğü için Batıdan yardım beklemiştir. Doğu’nun gizemini Batı’ya açmakta ve onu anlaşılır hale getirmektedir. Bu nedenle, şarkiyatçının ilgilendiği Doğu, kendi sözcükleriyle sınırlıdır. Böylece şarkiyatçı, varlıksal ve ahlaki bir olgu olarak Doğu’nun dışında kalır ve yarattığı hayali Doğu hakkında konuşur.

Said, Edward (2022). Şarkiyatçılık, Metis Yayınları, İstanbul.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir