KURT COBAİN’İN İNTİHAR MEKTUBU

Kurt Donald Cobain, 20 Şubat 1967’de Washington eyaletinin Aberdeen kentinde doğmuş ve 5 Nisan 1994’te Seattle’da hayatına son vermiştir. Amerikalı bir şarkıcı, söz yazarı ve gitarist olan Cobain, Nirvana grubunun kurucusu ve solisti olarak 1990’ların başında dünya çapında şöhret kazanmıştır. Grunge müziğinin öncülerinden biri olarak kabul edilen Cobain, şarkı sözlerinde yabancılaşma, öfke, melankoli ve toplumsal eleştiri gibi karanlık temaları işlemiştir. Özellikle “Smells Like Teen Spirit”, “Come as You Are”, “Lithium” ve “Heart-Shaped Box” gibi şarkıları, onu bir kuşağın sesi hâline getirmiştir.

Çok hassas ve içe dönük bir kişiliğe sahip olan Cobain, çocukluk döneminde yaşadığı aile içi problemler ve yalnızlık nedeniyle derin ruhsal yaralar taşımıştır. Şöhretin getirdiği baskı ve uyuşturucu bağımlılığı, ruh hâlini daha da ağırlaştırmıştır. 1994 yılında, henüz 27 yaşındayken Seattle’daki evinde kendini vurarak intihar eden Cobain, geride çarpıcı bir veda mektubu bırakmıştır. Bu mektup, onun sanatına, hayatına ve hissettiği derin tükenmişliğe ışık tutar. Ölümüyle birlikte, genç yaşta hayatını kaybeden efsanevi sanatçılardan oluşan “27’ler Kulübü”ne katılmıştır.

Kurt Cobain’in mirası, sadece müzikal bir devrimle sınırlı kalmamış; aynı zamanda grunge kültürünün, gençlik isyanının ve sistem karşıtı ruh hâlinin sembolü olarak da kalmıştır. O, acıyı ve yabancılaşmayı bir sanat formuna dönüştürmüş, hem kendi kuşağının hem de sonraki nesillerin üzerinde silinmez bir etki bırakmıştır.

Kurt Cobain’in mektubu, sadece kişisel bir veda değil; 90’ların kayıp kuşağının, umut ve sistem krizinin bir belgesidir.

Daha çocukça şikayetleri olan, tükenmiş, deneyimli bir ahmağın ağzından konuşuyor olmak. Bu, bayağı kolay anlaşılabilir bir not olmalı.
Yıllar boyunca, diyelim ki, cemiyetimizin serbestliği ve benimsemesi ile ilgili ahlak punk rock 101 derslerinden alınan öğütlerin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamıştır.
Çok uzun yıllardır okuyup yazmakla birlikte, dinlemekten, yaratmaktan da olduğu gibi heyecan almadım. Bunlar için kelimelerle anlatılamayacak bir suçluluk duyuyorum.

Mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı karşısında, beni hayran olduğum ve kıskandığım Freddie Mercury’ye olduğu gibi etkilemedi.
Gerçek şu ki, sizi aptal yerine koyamam. Hiçbirinizi.
Bu, basitçe ne sizin ne de benim için adil değil.
Aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekârlık yapıp %100 eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmek.
Bazen sahneye çıkmadan önce saati yumruklamak, zamanı durdurmak geçiyor içimden.
Kulisteyken, ışıklar söndüğünde duyduğum çığlıklar da etkilemiyor beni.

Gücümün yettiğince değer vermek için her şeyi denedim ve deniyorum.
Tanrım, inan bana, deniyorum ama bu yeterli olmuyor.
Benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum.
Elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri, o narsistlerden biri olur.
Ben çok hassasım.
Bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var.
Son üç turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimizin hayranı olan tüm insanlara daha çok değer verdim, ama hâlâ herkes için beslediğim asabiyet, suçluluk ve anlayışı aşamadım.

Hepimizin içinde iyilik var ve sanırım insanları çok fazla seviyorum.
Öyle çok ki, bu beni mutsuz hissettiriyor.
Üzgün, küçük, hassas, değer vermeyen balık burcu.
Neden tadını çıkarmıyorsunuz?
Bilmiyorum!
İhtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım.
Sevgi ve neşe dolu; her gördüğü insanı öpüyor çünkü herkes çok iyidir ve ona kimse zarar vermez!
Frances’in üzgün, kendine zarar veren, ölü bir rock’çı olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum.
İyi yapıyorum, çok iyi.
Ve minnettarım.
Ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum…
Sırf insanlarla iyi geçinmek ve anlayış sahibi olmak çok kolay görünüyor diye.
Anlayış!
Sanırım sadece insanları çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için.
Geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilginiz için alevler içindeki mide ağrısı cehenneminden hepinize teşekkür ediyorum.

Ben çok kararsızım, ümitsizim!
Artık eski tutkum yok.
Ve şunu hatırla:
Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir.

Barış, sevgi ve hoşgörü dileğiyle,
Frances ve Courtney sunağınızda olacağım.
Lütfen devam et Courtney, Frances için.
Hayatı çok daha mutlu olacak bensiz…
Sizi seviyorum, sizi seviyorum!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir