HİÇBİR ŞEY YETMEYECEK…
Hiçbir şey yetmeyecek, hiçbir şey kelimelere dökülemeyecek ya da hiçbir şey benim istediğim gibi olmayacak. Bir şeyleri beklemek, bir şeyleri istemek bu hayatta kavuşulacak bir…
Ontolojik minimalizm, varlık felsefesinde (ontolojide) kullanılan ve “gerçeklik hakkında mümkün olan en az varlık türünü kabul etme” ilkesine dayanan bir yaklaşımdır. Başka bir deyişle:
🔹 “Ne kadar az varlık kabul edebilirsek, o kadar iyidir.”
— Ontolojik minimalistin temel ilkesi
Bu yaklaşım, özellikle bilimsel açıklamalarda, felsefi sistemlerde ve dilsel çözümlemelerde “gerekmedikçe yeni varlık türleri öne sürme” eğilimine karşıdır. En bilinen biçimiyle Ockham’ın Usturası ilkesinde ifadesini bulur.
| Özellik | Açıklama |
|---|---|
| Var olanların sayısını azaltma eğilimi | Gerçekliğe dair mümkün olan en az sayıdaki varlık kategorisini tanımayı önerir. |
| Ockham’ın Usturası ile yakından ilişkilidir | “Gereksiz çoğulluklar varsayılmamalıdır” ilkesiyle örtüşür. |
| Ontolojik ekonomi sağlar | Kuramların yalın olmasını, spekülatif varlıklardan arındırılmasını amaçlar. |
| Daha az metafizik, daha fazla deneyim | Somut, gözlemlenebilir ve deneyimlenebilir varlıklara öncelik tanır. |
| Düşünür | Yaklaşımı |
|---|---|
| William of Ockham | Tanrısal açıklamalar veya soyut varlıklar yerine gözleme dayalı açıklamayı savundu. “Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem.” (Varlıklar, gereklilik dışında çoğaltılmamalıdır.) |
| David Hume | Nedensellik gibi bazı kavramların varlıksal zorunluluğunu reddetti. Alışkanlıkla açıklanabilecek her şey için ayrı ontolojik varlıklar öne sürmenin anlamsız olduğunu savundu. |
| W.V.O. Quine | Ontolojik yükümlülük ölçütünü sundu: “Bir kuramın doğruluğunu kabul ediyorsan, onun varlık önermelerini de kabul etmek zorundasın.” Ama bu yükümlülükler en az düzeyde tutulmalıdır. |
| Ludwig Wittgenstein | Dilde gereksiz metafiziksel çoğullukların dilsel oyunlar olduğunu savunarak, sadeleşmiş bir ontolojiye işaret etti. |
Postmodern düşünürler bu ilkeyi radikal biçimde benimseyerek, “Büyük Anlatı”lar yerine çoğul ve geçici yapılarla düşünmeyi önermiştir. Gerçekliğin tekil bir özü ya da evrensel yapısı olmadığını savunmak, çoğu zaman ontolojik minimalist bir tavırdır.