Akademik Kavramlar Sözlüğü; edebiyat, felsefe, dilbilim, sosyoloji ve kültürel çalışmalar başta olmak üzere sosyal bilimler alanında sıkça kullanılan temel kavramları açık, sistematik ve erişilebilir bir biçimde sunmayı amaçlamaktadır. Sözlükte yer alan kavramlar; tanım, ayırt edici özellikler ve kullanım bağlamlarıyla ele alınarak, hem akademik çalışmalar yürüten araştırmacılar hem de öğrenciler için güvenilir bir başvuru kaynağı oluşturacak şekilde düzenlenmiştir. Bu çalışma, kavramsal berraklığı artırmayı, teorik metinlerin daha sağlıklı okunmasını ve eleştirel düşünme pratiğinin güçlenmesini hedeflemektedir.
İlk etapta en çok kullanılan sözcükler verilecek olup sözlüğümüz zamanla genişletilecektir. Teşekkür ederim…
| Kavram | Tanım | Köken | Örnek / Özellik | Kullanım / Amaç |
|---|---|---|---|---|
| Alegori | Soyut düşüncenin somut imgelerle anlatılması | Yun. allegoria (başka türlü söylemek) | Platon’un Mağara Alegorisi | Karmaşık fikirleri anlaşılır kılmak |
| Retorik | İkna edici konuşma sanatı | Yun. rhētorikē | Dilin gücüyle düşünce aktarma | Siyaset, hukuk, edebiyat |
| Semiyotik | İşaretler ve semboller bilimi | Yun. sēmeion (işaret) | Dil, görsel sanatlar, kültürel kodlar | Anlamın üretimini incelemek |
| Hermenötik | Metinleri yorumlama yöntemi | Yun. hermeneuein (yorumlamak) | Tarihsel bağlam vurgusu | Felsefi ve kutsal metinler |
| Aforizm | Kısa ve özlü düşünce | Yun. aphorismos (tanımlama) | “Bilgi güçtür.” | Felsefe, edebiyat |
| Analojik | Benzerlik ilişkisine dayalı açıklama | Yun. analogia (orantı) | “Atom, güneş sistemi gibidir.” | Bilim, eğitim |
| Antitez | Karşıt düşünceyi ortaya koyma | Yun. antithesis | “Ya özgürlük ya kölelik.” | Felsefi ve edebi metinler |
| Apoloji | Savunma amacıyla yazılmış metin | Yun. apologia | – | Felsefe, din, siyaset |
| Arketip | Evrensel sembol/model | Yun. arkhe (ilk) + typos (örnek) | Kahraman, anne, bilge | Psikoloji, edebiyat |
| Diyalektik | Karşıtlıkların çatışması → sentez | Yun. dialektike | Tez–antitez–sentez | Hegel, Marx |
| Epistemoloji | Bilginin doğasını inceleyen alan | Yun. epistēmē (bilgi) + logos | “Ne bilebiliriz?” | Felsefe |
| Ontoloji | Varlığın doğasını araştıran alan | Yun. ontos (var olan) + logos | “Ne vardır?” | Metafizik |
| Pragmatizm | Doğruyu pratik sonuçla ölçen yaklaşım | Yun. pragma (eylem, iş) | Fayda ve işlev | Felsefe, siyaset |
| Semantik | Dilbilimde anlam bilimi | Yun. sēmantikos (anlamlı) | Sözcük ve cümle anlamı | Dilbilim |
| Simülakr | Gerçeğin yerine geçen temsil | Lat. simulacrum | Baudrillard | Medya, kültür |
| Tez | Akademik çalışmada temel iddia | Yun. thesis (ortaya koyma) | Kanıtla desteklenir | Bilimsel yazım |
| Hipotez | Test edilmek üzere önerme | Yun. hypothesis | Yanlışlanabilir | Bilimsel araştırma |
| Paradigma | Kabul edilmiş yöntemler bütünü | Yun. paradeigma (örnek) | Devrimlerle değişir | Bilim felsefesi |
| Zımnen | Üstü kapalı ifade | Ar. zımn (iç, dolaylı) | Açıkça söylenmeyen | Hukuk, edebiyat |
| Muarız | Karşı çıkan kişi | Ar. muʿāriḍ | Muhalif tutum | Siyaset |
| Dikotomi | İkiye ayırma | Yun. dichotomia | “Ya o ya bu” | Mantık |
| Metonimik | Ad aktarmasına dayalı | Yun. metōnymia | “Taht” → iktidar | Dil, edebiyat |
| Entelijansiya | Aydınlar topluluğu | Rusça/Fr. intelligentsia | Kültürel yön verici | Toplumsal analiz |
| Jakoben | Tepeden inmeci anlayış | Fransız Jacobins | “Halk için ama halka rağmen” | Siyaset |
| Mizantropi | İnsanlara güvensizlik | Yun. misos (nefret) + anthropos | İnsan doğasına hayal kırıklığı | Felsefe |
| Kanonik | Yetkili, ölçüt kabul edilen | Yun. kanōn (ölçü) | Kutsal / kanon eser | Din, edebiyat |
| Anakronizm | Yanlış zaman yerleştirmesi | Yun. anachronismos | Ortaçağ’da telefon | Tarih |
| İğva | Aldatma, ayartma | Ar. iğwā | Bilinçli saptırma | Ahlak, hukuk |
| Oksimoron | Zıt sözcüklerin birlikte kullanımı | Yun. oxymōron | “Sessiz çığlık” | Anlamsal gerilim |
| Paradoks | Çelişkili görünen önerme | Yun. paradoxos | “Bu cümle yanlıştır.” | Mantık |
| Vulgarize | Bilgiyi basitleştirerek aktarma | Lat. vulgaris | Akademik bilginin popülerleşmesi | Yaygınlaştırma |
| Katastrofik | Felaketle sonuçlanan durum | Yun. katastrophē | Katastrofik hata | Yıkımı tanımlamak |
| Paternalizm | İyilik gerekçesiyle müdahale | Lat. pater | Devletin yönlendirmesi | Koruma iddiası |
| Bürlesk | Alaycı anlatım türü | Fr. burlesque | Absürt destan | Hiciv |
| Katekizm | Soru–cevaplı dinî öğretim | Yun. katekhizein | İnanç esasları | Din eğitimi |
| Metonimi | Anlam ilişkili aktarma | Yun. metōnymía | “Kalemi güçlü” | Anlatım yoğunluğu |
| Eyyamcılık | İlkesiz taraf değiştirme | Ar. eyyâm | Güce göre saf | Çıkar |
| Sûrî mantık | Biçimsel mantık | Ar. sûrî | Geçerli çıkarım | Tutarlılık |
| Mülemma | Çok dilli metin | Ar. mülammâ | Arapça–Farsça–Türkçe | Estetik |
| Tebarüz | Belirginleşme | Ar. burûz | Üslubun öne çıkması | Vurgu |
| Müsteşrik | Doğu araştırmacısı | Ar. istişrâk | Oryantalist çalışmalar | Akademi |
| Kitsch | Estetik derinliksiz ürün | Alm. kitsch | Klişe, melodram | Yozlaşma eleştirisi |
| Ajitasyon | Kışkırtıcı söylem | Lat. agitare | Hamasi dil | Harekete geçirmek |
| Manipülasyon | Gizli yönlendirme | Lat. manipulare | Medya çerçeveleme | Kontrol |
| Popülizm | Halk duygularına hitap | Lat. populus | “Halk istiyor” | Meşruiyet |
| Sentimentalizm | Aşırı duygu yüceltimi | Fr. sentimental | Gözyaşı estetiği | Duygusal etki |
| Patolojik | Hastalıkla ilgili sapma | Yun. pathos + logos | Tıbbi terim | Anormalliği tanımlamak |
| Ehvenişer | Daha az kötü olan | Ar. ehven + şer | Karşılaştırma | Zorunlu tercih |
| Guru | Ruhsal/düşünsel rehber | Sansk. guru | Rehber–öğrenci | Bilgelik aktarımı |
| Ezoterizm | Seçici bilgi sistemi | Yun. esōterikos | Gizli aktarım | Bilgiyi korumak |
| Teati | Karşılıklı alışveriş | Ar. taʿāṭī | Fikir teatisi | Uzlaşma |
| Hermenötik | Metinlerin, söylemlerin, eylemlerin ve olguların anlamını yorumlama ve anlama kuramı | Yunanca hermēneuein (yorumlamak, açıklamak); Hermes (tanrıların mesajlarını ileten) | Hermenötik döngü: Parça–bütün ilişkisiyle anlamın sürekli yeniden kurulması | Metinlerin tarihsel, kültürel ve dilsel bağlam içinde derinlemesine anlaşılması |
| Dezenformasyon | Kasıtlı yanlış bilgi | Fr. désinformation | Planlı yönlendirme | Algı yönetimi |
| Kinik | Toplumsal değerleri, ahlaki normları ve yapay kabulleri reddeden; doğaya uygun yaşamı savunan felsefi tutum | Yunanca kynikos (köpeksi), kynosarges (Kinikler Okulu) | Diyojen’in sade, kuralsız ve alaycı yaşamı | Toplumsal yapaylığı eleştirmek, erdemi doğallıkta temellendirmek |
| Entropi (Toplumsal) | Toplumsal ya da düşünsel sistemlerde düzenin çözülmesi, dağılma eğilimi | Fizik kavramının analojik kullanımı | Kurumsal çözülme, norm kaybı | Karmaşıklığı ve düzensizliği açıklamak |
| Performatif | Söylenişiyle birlikte bir eylemi gerçekleştiren söz ya da ifade | İng. performative ← Lat. performare (icra etmek) | “Sizi eş ilan ediyorum.” ifadesi söylendiği anda durumu değiştirir. | Dilin yalnızca betimlemediğini, eylem de ürettiğini göstermek |
| Sibernetik | Canlı ve makinelerde iletişim, kontrol ve geri bildirim süreçlerini inceleyen disiplin | Yunanca kybernētēs (dümenci, yöneten) | Geri besleme (feedback) mekanizmaları | Sistemlerin nasıl düzenlendiğini ve denetlendiğini açıklamak |
| Agnostik | Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu hakkında kesin bilgiye ulaşılamayacağını savunan görüş veya bu görüşü benimseyen kişi | Yunanca a- (olumsuzluk) + gnōsis (bilgi | Metafizik soruların bilginin sınırları dışında görülmesi | İnanç–bilgi ayrımını vurgulamak, epistemolojik sınırları göstermek |
| Agonistik | Çatışmayı ve karşıtlığı bastırılması gereken bir sorun değil, toplumsal ve siyasal yaşamın kurucu unsuru olarak gören yaklaşım | Yunanca agōn (mücadele, yarış) | Farklı görüşlerin meşru rekabeti; Chantal Mouffe’un agonistik demokrasi anlayışı | Demokratik çoğulculuğu, siyasal rekabeti ve farklılıkların birlikte var oluşunu açıklamak |
| Bildung | Bireyin yalnızca bilgi edinmesi değil; kültürel, ahlaki ve düşünsel olarak kendini inşa etmesi süreci | Almanca bilden (biçim vermek, şekillendirmek) | Klasik Alman düşüncesinde insanın kendini gerçekleştirmesi | Eğitim, felsefe ve kültür kuramında bütünsel insan gelişimini açıklamak |
| Volksgeist | Bir ulusun tarihsel süreç içinde oluşan ortak ruhu; dil, kültür, gelenek ve değerlerde somutlaşan kolektif bilinç | Almanca Volk (halk) + Geist (ruh) | Herder’de ulusal kimliğin kültürel temeli | Ulus, kültür ve kimlik oluşumunu açıklamak |
| Akredite | Bir kurumun, programın ya da kişinin belirlenmiş standartlara uygunluğunun yetkili bir otorite tarafından resmen tanınması | Latince accreditare (güven vermek) | Akredite üniversite, akredite laboratuvar | Eğitim, sağlık ve mesleki alanlarda kalite ve güvenilirliği sağlamak |
| Paraloji | Yerleşik mantık kurallarına, uzlaşıya ve hâkim bilgi rejimine karşı çıkan; beklenmedik, yaratıcı ve kural-dışı düşünme biçimi | Yunanca para (yanında, karşısında) + logos (akıl, söz, mantık) → Fransızca paralogie | Jean-François Lyotard’da bilimsel bilginin meşruiyetini sarsan yaratıcı kopuş; yeni söylemler üretme | Egemen bilgi düzenini sorgulamak, yenilik ve düşünsel kırılma yaratmak; postmodern eleştiride homolojiye karşı alternatif üretmek |
| Telematik | Telekomünikasyon ve bilişim teknolojilerinin birleşimiyle uzaktan veri iletimi ve işlenmesi | Yunanca tēle (uzak) + informatique / automatique (bilişim–otomasyon) | Araç takip sistemleri, GPS tabanlı filo yönetimi, uzaktan sensör izleme | Uzak sistemleri izlemek, yönetmek ve verimlilik sağlamak |
| Homojenik | Yapısı, bileşimi veya özellikleri bakımından her noktada aynı olan; türdeş | Yunanca homos (aynı) + genos (tür) | Tuzun suda tamamen çözünmesi; aynı sosyo-ekonomik yapıdaki bir topluluk | Birlik, tutarlılık ve eş dağılım vurgulamak |
| Heterojenik | Yapısı, bileşimi veya özellikleri bakımından farklılıklar içeren; türdeş olmayan | Yunanca heteros (farklı) + genos (tür) | Yağ–su karışımı; çok kültürlü toplum yapısı | Çeşitliliği, farklılığı ve çoklu yapıyı ifade etmek |
| Keynesçilik | Devletin, ekonomik durgunluk dönemlerinde talebi artırmak için piyasaya müdahale etmesi gerektiğini savunan iktisadi yaklaşım | İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes (1883–1946) | Kamu harcamalarının artırılması, bütçe açığı verilmesi, istihdam politikaları | Ekonomik krizleri hafifletmek, işsizliği azaltmak, ekonomik istikrar sağlamak |
| Katatonik | Bireyin uzun süre hareketsiz kalması, tepki vermemesi veya anormal motor davranışlar göstermesiyle karakterize psikiyatrik durum | Yunanca katátonos (gerilmiş, donuk) | Donuk bakış, konuşmama (mutizm), hareketsizlik veya anlamsız tekrarlayıcı hareketler | Psikiyatride tanı koyma, klinik değerlendirme ve tedavi planlaması |
| Patolojik | Normalden sapmış, hastalıkla ilişkili veya sağlıksız durumu ifade eden | Yunanca pathos (hastalık, acı) + logos (bilim) | Patolojik kıskançlık, patolojik davranış bozukluğu | Tıp ve psikolojide hastalıkları tanımlamak; mecazi kullanımda aşırılık ve sağlıksızlığı vurgulamak |
| Ezoterizm | Bilginin yalnızca belirli, seçilmiş veya inisiye olmuş kişilerce anlaşılabileceğini savunan düşünce ve öğreti | Yunanca esōterikos (içe ait, içsel) | Gizli öğretiler, sembolik anlatım, inisiyasyon ritüelleri | Bilgiyi korumak, derin anlamları saklamak ve ruhsal/entelektüel gelişimi hedeflemek |
| Dasein | İnsanın dünyada-oluşunu, varlığının farkında olmasını ve kendi varlığını sorgulayan varlık olma durumunu ifade eden felsefi kavram | Almanca da (orada) + sein (olmak); Martin Heidegger | “Dünyada-olma” (In-der-Welt-sein), kaygı (Angst), ölüme-doğru-varlık | İnsanın varoluşunu, anlam arayışını ve özgünlüğünü çözümlemek |
| Epifanik | Ani ve derin bir kavrayış, aydınlanma ya da anlamın bir anda açığa çıkması durumu | Yunanca epiphaneia (belirme, açığa çıkma) | James Joyce’un öykülerinde karakterin ani farkındalık yaşaması | Bilinçte kırılma anlarını göstermek; içsel dönüşümü anlatmak |
| A priori | Deneyimden bağımsız olarak, deneyimden önce bilinen veya geçerli olan bilgi | Latince a priori (önceden, önce olana dayanarak) | Matematiksel doğrular (2+2=4), mantık ilkeleri | Bilginin kaynağını ve sınırlarını tartışmak; epistemolojik çözümleme |
| Janr | Sanat ve edebiyatta eserlerin konu, biçim ve anlatım özelliklerine göre sınıflandırılma biçimi | Fransızca genre (tür, cins) ← Latince genus | Roman, şiir, tragedya, komedi; sinemada korku, dram, bilim kurgu | Eserleri sınıflandırmak, okur/izleyici beklentisini belirlemek, eleştirel analiz yapmak |
| Eksantrik | Alışılmışın dışında, normlara uymayan, sıra dışı davranış veya özellikler sergileyen | Yunanca ek (dış) + kentron (merkez) | Toplumsal normlara aykırı giyim tarzı; sıra dışı düşünce biçimi | Farklılığı, aykırılığı ve bireysel özgünlüğü vurgulamak |
| Aksiyomatik | Doğruluğu kanıtlanmadan kabul edilen temel önermelere (aksiyomlara) dayanan | Yunanca axiōma (değer verilen, apaçık önerme) | Öklid geometrisinin aksiyomları; mantıkta özdeşlik ilkesi | Mantıksal ve bilimsel sistemleri tutarlı biçimde kurmak |
| Komprador | Yabancı sermaye veya güçlerin çıkarlarını yerel düzeyde temsil eden, onlarla işbirliği yapan kişi ya da sınıf | Portekizce comprador (satın alan, aracı) | Sömürge dönemlerinde yerli tüccarların yabancı şirketlere aracılık etmesi | Ekonomi-politik ve Marksist literatürde bağımlılık ilişkilerini eleştirmek |
| Koanvari | Mantıksal akıl yürütmeyle değil, sezgi ve ani farkındalıkla kavranması amaçlanan; paradoksal anlatım biçimi | Japonca kōan (Zen Budizmi’nde öğretici bilmece) | “Tek elin sesi nedir?” gibi paradoksal sorular | Zihinsel kalıpları kırmak, aydınlanmaya (satori) yol açmak |
| Amorf | Belirli bir biçimi, düzeni ya da yapısal sınırları olmayan; şekilsiz | Yunanca a- (yoksun) + morphē (biçim) | Amorf katılar (cam); düşüncede dağınık yapı | Fizikte, kimyada ve mecazi kullanımda düzensizliği ya da belirsizliği ifade etmek |
| İzale | Bir durumun, engelin ya da hukuki bağın ortadan kaldırılması, giderilmesi | Arapça izāle (ortadan kaldırma, yok etme) | İzale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi); zararın izalesi | Hukuk ve resmî dilde bir engeli veya sorunu sona erdirmeyi ifade etmek |
| Dionysosçu | Akıl ve ölçüden çok coşku, taşkınlık, sezgi ve yaşam enerjisini yücelten yaklaşım | Yunan mitolojisindeki şarap, esriklik ve coşku tanrısı Dionysos; kavramı felsefede Friedrich Nietzsche sistemleştirmiştir. | Müzikte ritim ve trans hâli; sanatta tutku ve sınırların aşılması | Sanat ve felsefede akılcılığa karşı yaşamın içgüdüsel, yaratıcı ve taşkın yönünü vurgulamak |
| Apolloncu | Düzen, ölçü, akıl, denge ve biçimsel uyumu yücelten yaklaşım | Yunan mitolojisinde ışık, sanat ve akıl tanrısı Apollon; kavramı estetik bağlamda Friedrich Nietzsche geliştirmiştir. | Klasik heykelde oran ve simetri; mantıklı ve kontrollü anlatım | Sanat ve düşüncede düzeni, netliği ve rasyonel yapıyı vurgulamak |
| Ampirik | Deneyim, gözlem ve deney yoluyla elde edilen bilgiye dayanan; kuramsal değil, olgusal verilere yaslanan | Yunanca empeiria (deneyim) → Latince empiricus → Fransızca empirique | Ampirik araştırma (veri toplama ve gözleme dayalı çalışma); ampirik kanıt (ölçülebilir bulgu) | Bilimsel yöntemle doğrulanabilir bilgi üretmek; kuramları gerçek verilerle test etmek |
| Postulat | Doğruluğu kanıtlanmadan kabul edilen, bir düşünce sisteminin temelini oluşturan önerme | Latince postulatum (talep edilen, varsayılan) | Geometride paralel doğrular postulatı; ahlak felsefesinde özgür irade varsayımı | Mantıksal ve felsefi sistem kurmak; çıkarımlara temel oluşturmak |