YAMALARI DÖKÜLMÜŞ YÜREĞİMİN

Yamaları dökülmüş yüreğimin ucunda bir intihar
durmadan beni çağırmakta,
durmadan arsız bir duyguyu sayıklamakta.
Zamansız ölümleri yaşıyorum; umursamaz, acımasız bir anın koynunda.
Ardımda kaç ölüm var;
her defasında kendimi kaç kez tükenmiş,
bitmiş bir dünyanın içine hapsediyorum.
Ölümüm dışında hiçbir şeyi bilmiyorum sanırım…
Her şeyden daha kimliksiz bir benin içine sıkışan
zavallı bir gölge gibi
çoktan yitip gitmiş
ama terk edemediğim sevgilerimi arıyorum.
Uzaklar, çok uzaklardan cılız bir ses
“Sen sevmeyi bilmiyorsun, sevmek her şeye rağmen bitimsiz acıyla var olur ” diyor.
Aldırmıyorum, ben bu intihar şiirinin kişisi değilim…
Sonra ayaklarım sürüyor beni daha uzaklara,
kimsenin olmadığı bir ülkeye.
Bir boşluğa kendini bırakmak üzere olan
bir ben görüyorum şimdi de
“Ben her şeye rağmen vazgeçmeyen bir sevginin kurbanıyım “ diyen gözler karşılıyor beni
Ne çok ölüm sevici ben’ler yaratmışım
karanlık sözcüklerin arasında saklanan.
Bulduğum aradığım olmuyor,
gördüklerim hissettiklerim değil.
Kirli bir dokunuş çoğaltıyor yokluğumun alınyazısını.
Günahlar yalnız gecelere sürüklüyor beni,
sinsi bir baykuş ötüp duruyor.
Düşsel bir oyun mu yoksa bu çelişkiler,
Ya da varoluşumun başka bir aldatmacası mı?
Yaşamımı bir intihara mı bağladım,
kahrolası aymazlığım def olup git…
Sevinçler düşe kalka mı yürür ardımdan
acıya adanmış bu yanılsama hayatta?
Oysa ne çok inanmıştım beni yalnız bırakan Tanrıya.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir